Üretim sistemleri, ürünlerin veya hizmetlerin belirli bir plan, düzen ve yöntemle ortaya çıkarılmasını sağlayan organizasyon yapılarıdır. Kısaca, bir işletmede “nasıl üretim yapılacağını” tanımlarlar.

Bu sistemler genellikle üretim miktarına, ürün çeşitliliğine ve süreç sürekliliğine göre sınıflandırılır. Aşağıda geleneksel ve modern üretim sistemleri şeklinde sınıflandırmalar ve açıklamaları verilmiştir. Ayrıca dünyada yeni geliştirilmekte olan üretim sistemleri de yer almaktadır. Bu makalede ayrıca Abakan’ın neden seri üretimi tavsiye ettiğini ve seri üretimi kolaylaştıracak ürünler geliştirdiğini de anlayacaksınız.

Başlamadan önce üretim (production) ile imalatı (manufacturing) birbirinden ayırarak kavram karmaşasının önüne geçmek istiyorum. Talaşlı imalat bir imalat yöntemi iken, üretim daha genel bir kavramdır; otomobil üretimi.

Geleneksel Üretim Sistemleri

  1. Proje Tipi Üretim
    Ürün tek ve özgün olur. Ürün konfigürasyonu genelde olmaz.
    Üretim genellikle sabit bir alanda yapılır.
    Siparişten sonra tasarım ve üretime başlandığı için teslim süresi çok uzundur.
    Üretim biter bitmez teslimat yapılır.
    Örnekler: Gemi yapımı, bina yapımı, açık deniz petrol platformu proje temelli üretimlerdir.

    Not: Proje tipi üretimden bahsetmişken konunun anlaşılması için proje ve proses ayrımını açıklamakta yarar var. Bir çalışmanın proje olarak adlandırılması için, başlangıç ve bitiş tarihleri olması ve benzersiz bir sonuç üretmek için yapılan bir çalışma olması gerekmektedir. Proje tekrarlanmaz, her proje kendine özgüdür. Proses ise belirli bir girdiyi alıp tekrarlanabilir adımlarla çıktıya dönüştüren sürekli işlemler bütünüdür. Proses, verimlilik ve kalite için optimize edilir. Örnek; bir otomobil modeli geliştirmek bir projedir. Bir otomobilin kaynak prosesini tasarlamak projedir, üretim sırasında kaynak yapılması prosestir.

  2. Atölye Tipi Üretim (Kesikli Üretim / Job Shop)
    Siparişe özel, küçük miktarlarda üretim yapılır.
    Üretimde kullanılan makineler (torna, freze, matkap) fonksiyonel olarak gruplanır.
    Ürün çeşitliliği fazla, üretim adedi azdır.
    Esnek bir üretim imkânı sağlar ancak üretim maliyetleri yüksektir.
    Maliyetler yüksek, üretim gayet verimsiz olduğu için minimum insanla maksimum üretim yapılmaya çalışılır. Bu tarz şirketler genelde büyüyemez ve zamanla kurumsallaşamaz.
    Otomasyon altyapısı küçük miktarlarda bile çok pahalıdır, şirket bu yatırımı yapabilecek birikime sahip olamamaktadır. Yani verimli üretime ulaşabilecek yatırımı yapabilmesi zordur. Ayrıca otomasyon altyapısını kurmaya değecek bir üretim talebi de yoktur. Ancak istisnai olarak plastik enjeksiyon işletmelerinde kâr marjları yüksek olduğu için, döküm parçaların çıkarılması gibi mevcut üretimi destekleyen işler için robot tedariği yapılabilmektedir.
    Personel giderleri toplam maliyetlerin %50-60’ını oluşturur.
    Personel çalışma saatleri uzundur. Yine de fazla mesai gerekebilir.
    Bu tarz işletmeler sürekli yeni ürünlerle uğraştıkları için ölçeklenmeleri çok zordur.
    Teknik dokümantasyon diye bir şey söz konusu bile değildir 🙂
    Ürünlerin bakımı hem müşteri hem üretici için büyük yüktür. Bu yüzden üreticiler, müşterilere bakım ve parça değişimi konusunda sorun çıkartmaz.
    Örnekler: Özel makine imalatı, kalıp üretimi, tamir atölyeleri, butik mobilyacılar, butik giyim mağazaları.

  3. Parti Tipi Üretim (Batch Production)
    Aynı ürün belirli miktarlarda toplu (parti üretimi) üretilir.
    Seri üretime göre daha esnek ama atölye üretimine göre daha düzenlidir.
    Makine ayarları partiye göre değiştirilebilir.
    Örnekler: Tekstil atölyesi, ilaç üretimi, mobilya üretimi, plastik enjeksiyon yapan işletmeler.

  4. Seri Üretim (Mass Production)
    Büyük miktarlarda standart ürünler üretilir. İmalattan ziyade montaj ağırlıklı bir süreçtir.
    Ürün konfigürasyonları vardır ancak geliştiricinin belirlediği konfigürasyonlardır. Her müşteriye özel konfigürasyon olmaz.
    Esasen siparişe dayalı olmayan, sipariş gelmesini beklemeden yapılan üretimdir. Üretilen ürünler stoklanır, sipariş geldiğinde stoktan ürün gönderilir.
    Teslim süresi çok kısadır.
    Seri üretimde montaj hattı, bir çizgi şeklinde devam eder.
    Montaj hattı düzenlidir, her istasyonda belli bir iş yapılır (parça eklenir, vidalama veya kaynak yapılır)
    Seri üretim doğası gereği yüksek adetlerde üretim anlamına gelir. Bu yüzden otomasyon yatırımına değer olduğu için otomasyon oranı genellikle yüksektir ancak seri üretim hattındaki istasyonlarda insanlar da çalışabilir.
    İster tam otomasyon olsun ister sadece hat ilerlemesinden ibaret çok temel bir otomasyon olsun seri üretim hattı ve istasyonlarda yapılan belirli işlemler yaklaşımı korunduğu sürece seri üretim seri üretimdir. Robotların olmadığı bir seri üretim hattı da olabilir.
    Seri üretim montaj hattı bir üretimin yüksek adetlerde verimli üretimi için özelleştirilmiş, o ürüne has bir montaj hattıdır. Bu çamaşır makinesi üretilen bir hatta buzdolabı üretilememesi anlamına gelir. TOGG T10X üretim hattında T10F modelinin üretilememesi anlamına gelir. Çünkü aynı şasi ve ortak parçalar kullanılsa dahi farklı ürünlerdir. Farklı konfigürasyonlar için sorun olmaz ancak bunlar küçük farklılıklar şeklindedir. Manuel cam açma ve düğmeyle cam açma gibi standart ve premium otomobobil konfigürasyonları üretilebilirken elektrik motorlu-bataryalı Renault Clio ile içten yanmalı motora sahip Clio aynı hatta üretilemez. Dolayısıyla esneklik azdır.
    Seri üretim sayesinde çok yüksek adetli üretim yapmak mümkündür ancak toplum çok adetli üretimi seri üretim ile eş tutmaktadır bu yanlışı düzeltelim; seri üretimde ilerleyen bir hat vardır, bu hat boyunca istasyonlar vardır. Her istasyonda hat boyunca üretilen ürünlere farklı işlemler yapılarak hat sonunda ürün tamamlanır. Yine halk arasında prototip testleri biten ürünlerin üretimi başlayınca seri üretime geçti denilmektedir ancak bir geminin seri üretimi olmaz, gemi proje tipi üretimdir, sipariş alındıktan sonra gemi inşası başlar.
    Seri üretimden çıkan ürünlerin teknik dokümantasyonu olur.
    Seri üretimden çıkan ürünlerin satış sonrası desteği kolaydır.
    Seri üretimden ürünlerin belgelendirmeleri (CE, EAC vb.) üretim adedi yüksek olduğu için yapılmaya değerdir.
    Personel giderleri toplam maliyetlerin %5-10’unu oluşturur.
    Personel çalışma saatleri kısadır.
    Örnekler: iPhone 15 üretimi, PlayStation üretimi, TOGG T10X otomobil üretimi.

  5. Sürekli Üretim (Continuous Production)
    Üretim 24 saat durmaksızın sürer.
    Genellikle kimyasal, enerji veya akışkan bazlı sistemlerin üretimi bu şekilde yapılır.
    Süreç tümüyle otomatikleştirilebilir.
    Esneklik yoktur ancak verimlilik ve kalite sürekliliği çok yüksektir.
    Örnekler: Petrol rafinerilerinde petrol ürünleri üretimi, çimento üretimi, doğalgaz çevrim santralleri, kimya tesisleri.

Geleneksel üretim sistemleri bu şekildeydi. Şimdi modern üretim sistemlerinden bahsedelim. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir konu var, modern üretim sistemleri gelişmiş batı ülkelerinin yıllar önce benimsediği mümkün olduğunca seri üretim yaklaşımının içinde, kenarında, köşesindedir. Genel olarak esnek üretim, yalın üretim, tam zamanında üretim, siparişe göre üretim, Endüstri 4.0, hücresel üretim dediğimiz üretim sistemleri aslında geleneksel seri üretimde verimliliği daha da yükselten, hata oranlarını daha da azaltan üretim sistemleridir. Modern üretim sistemleri diğer üretim sistemleriyle ilişkili olabilseler de genel olarak modern üretim sistemlerine bakarken aynı zamanda seri üretim görülmelidir.

Modern Üretim Sistemleri

  1. Esnek Üretim Sistemi (Flexible Manufacturing System – FMS)
    Bilgisayar kontrollü makineler (CNC) ve robotlar ile kurulur.
    Farklı ürünler aynı hatta otomatik olarak üretilebilir.
    Üretim planı yazılımla anında değiştirilebilir.
    Amaç: “Seri üretim kadar verimli, atölye kadar esnek” olmak.
    OSTİM/İVEDİK gibi sanayi bölgelerinde görülen, CAD/CAM yazılımlarına ve CNC’lere sahip olan her imalatçı aşağı yukarı bu grupta yer alır diyemeyiz çünkü yazılım ve robotik otomasyon kullanımı çok sınırlıdır ya da yoktur. O tür imalatçı KOBİ’ler atölye tipi üretime daha yakındır.
    Örnek: Otomotiv yan sanayii, CNC hatlarıyla çalışan tesisler.

  2. Hücresel Üretim Sistemi (Cellular Manufacturing)
    Benzer ürünleri üreten makineler “üretim hücreleri” halinde gruplanır.
    Her hücre belirli bir ürün ailesini üretir.
    Malzeme akışı kısalır, israf azalır, üretim süreleri düşer.
    Örnek: Küçük metal parçaların işlendiği imalat hücreleri, transfer sac kalıpları, alüminyum enjeksiyon, plastik enjeksiyon bu gruba dahil edilebilir, cıvata üreten makineler, gıda paketleme makineleri.

  3. Yalın Üretim Sistemi (lean Production)
    Japonya’daki Toyota Üretim Sistemi (TPS) temellidir.
    Amaç: “Muda” (israf) denilen tüm gereksiz işlemleri ortadan kaldırmak.
    Stok, zaman, hareket, hata, fazla üretim gibi israflar azaltılır.
    Araçlar: Just-in-Time (tam zamanında üretim), Kaizen, Kanban, 5S.
    Yalın üretim sistemini uygulamak kolaydır ancak ölçülebilir etkili sonuçlar almak zordur, bu genellikle uzmanlık isteyen bir iştir, verimi daha fazla nasıl artırabilirizin peşindedir. Çoğu zaman %2-3 verim artışından bahsedilmesi yaygın görülen bir durumdur. Bununla birlikte Toyota ve Bosch gibi şirketlerin çok güzel verim alabildikleri bir sistemdir.
    Örnek: Toyota, Honda, Bosch, Ford gibi firmalar.

  4. Tam Zamanında Üretim (Just-in-Time – JIT)
    Parçalar gerektiği anda, gerektiği kadar üretilir veya tedarik edilir.
    Stok tutma maliyeti düşer. Çünkü çok az stok tutulur. Stok demek, şirketin parasını üretimde kullanılacak parça-bileşenleri kullanmak için alması demektir. Daha fazla stok, depoda bekleyen ve ömrünü stokta beklediği süre kadar dolduran, şirkete değer yaratmayan daha fazla para demektir. Bir an önce üretim için kullanılmaları gerekir. Burada Apple CEO’su Tim Cook’un şiketin CEO’su olarak başa geldiğinde stok süresini 9 aydan 1 aya düşürmesi güzel bir örnektir.
    Tedarik zinciri çok güçlü ve senkronize olmalıdır. Aksi takdirde üretim gecikir.
    Genelde yalın üretimin bir parçasıdır.
    Örnek: Abakan Seri Üretim Sistemleri ürünlerinin üretiminde parça tedariğinin eksiksiz ve tam zamanında yapılması ve yerinde montaj.

  5. Bilgisayar Bütünleşik Üretim (Computer Integrated Manufacturing – CIM)
    CAD, CAM, CAE, robotlar, otomatik depolar, ERP sistemleri gibi tüm dijital araçlar tek bir ağda entegre çalışır.
    Tam entegrasyon zordur. Özellikle PLM araçları (CAD, CAM, CAE, dijital mockup, konfigürasyon yönetimi, iş akışı yönetimi) araçlarıyla ERP araçlarının çakışması olağandır. Buna muhasebe ve finans yazılım araçları da eklenebilir ancak ERP üzerinden muhasebe-finans işlemleri yapılıyorsa bunun önüne geçilebilir. Temel olan tam entegrasyon için tek bir altyapıdır ancak PLM araçları ERP sistemlerinin tüm becerilerine sahip değildir, ERP yazılımları da PLM yazılımlarının.
    Bir CAD modeli revizyona uğramış veya silinmesi gerekmiş olabilir. Bu gelişmeler ERP’de güncellenmezse üretim planlama ve maliyet hesaplarında karmaşa olabilir.
    Tüm üretim süreci bilgisayarla yönetilir.
    Endüstri 4.0’ın temelidir.

  6. Siparişe Göre Üretim (Make to Order – MTO)
    Üretim ancak müşteri siparişi geldiğinde başlar.
    Stok riski yoktur, ama teslim süresi uzundur.
    Örnek: Özel mobilya, makine, 3D baskı parçaları.

  7. Stoğa Üretim veya Stoğa Göre Üretim (Make to Stock MTS veya Build to Stock BTS)
    Ürünler önceden üretilir, stokta tutulur.
    Teslim süresi kısadır, ama stok riski vardır.
    Örnek: Hazır giyim, gıda, beyaz eşya, Samsung Galaxy S25 üretimi.

  8. Montaja Göre Üretim (Assembly to order – ATO)
    Parçalar stokta tutulur, ancak montaj sipariş geldiğinde yapılır.
    Teslim süresi kısalır, çeşitlilik artar.
    Örnek: Bilgisayar, otomobil konfigürasyonu, otomobil yedek parça değişimi.

  9. Talebe Göre Üretim (Build to Order – BTO)
    Müşteri ihtiyacına göre üretim hattı ayarlanır.
    Özellikle otomasyon sistemlerinde ve modüler ürünlerde kullanılır

  10. Endüstri 4.0 ve Akıllı Üretim Sistemleri (Smart Manufacturing)
    IoT (nesnelerin interneti), yapay zekâ, sensörler, dijital ikizler, veri analitiği ile üretim otonom hâle getirilir.
    Sistem, kendi kendini optimize eder.
    Örnek: Siemens, Bosch, Tesla Gigafactory gibi tesisler.

  11. TESLA Kutu Açma Üretim Sistemi (TESLA Unboxing Production System)
    Elektrikli otomobil üreticisi Tesla, klasik otomobil üretim hattındaki “araç gövdesi bant üzerinde ilerlerken parça ekleme” yönteminden uzaklaşarak, “unboxed” ya da “modüler alt-montaj + son montaj” sistemi üzerine çalışıyor. Adında anlaşılacağı üzere, üretim sistemi uygulamaya geçirilirse bir ürünün kutu açılışının tersine bir akışla montaj işlemleri yapılacak.
    Alt montaj birimleri: Örneğin batarya + şasi birleşimi, ön mega-gövdeler, arka mega-gövdeler modüler birimler olarak hazırlanır.
    Paralel üretim: Bu modüler birimler aynı anda farklı hatta veya bölgelerde hazırlanabilir — bant boyunca tek bir araç ilerlemeyen, ama alt montajların paralel yürüdüğü bir yapı.
    Son montaj aşaması: Hazırlanan modüller birleştirilir, dış gövde parçaları eklenir, boya, kalite kontrol gibi işlemler yapılır. Bu son montaj kısmı geleneksel hattın yerini alıyor.
    Alt montajlar tamamlandıktan sonra son montaj hattında nihai montaj, otomobilin dışından iç parçalarına doğru yapılıyor. Tüm alt montajlar nihai montaj alanında toplandığı için sistemin en büyük zorluklarından biri kaynaklı birleştirmeyi ortadan kaldırıp yapıştırıcılarla parçaları birleştirmek.
    Bu üretim sisteminin başarılı olup olmayacağı bilinmiyor ancak yakın zamanda uygulama örneklerini görebiliz.

  12. FORD Universal EV Üretim Sistemi (Ford Universal EV Production System)
    Ford’un elektrikli araç üretimini yeniden yapılandırmak için geliştirdiği evrensel, modüler ve esnek üretim sistemidir. Bu sistem sayesinde Ford, farklı elektrikli araç türlerini (SUV, sedan, pickup vb.) aynı üretim hattında ve dünya genelindeki fabrikalarda ortak bir standartla üretebilmeyi hedefliyor. Üretim hattı, geleneksel lineer montaj yerine ön, orta ve arka modüllerin paralel olarak üretildiği bir yapıya dayanıyor; bu da parça sayısını azaltıyor, montaj süresini kısaltıyor ve maliyetleri düşürüyor. “Universal” kavramı, hem üretim altyapısının hem de platformun tüm Ford EV modelleriyle uyumlu ve ölçeklenebilir olmasını ifade ediyor; böylece şirket küresel ölçekte daha hızlı, verimli ve esnek üretim yapabiliyor.
    Tesla’nın Unboxing Production System’i ile Ford’un Universal EV Production System’i benzer bir hedefe (elektrikli araç üretimini hızlandırmak, ucuzlatmak ve sadeleştirmek) odaklansa da, yaklaşım biçimleri tamamen farklıdır. Tesla’nın amacı üretim sürecini radikal biçimde sadeleştirip maliyeti %50 düşürmek iken Ford’un amacı tüm EV modellerini tek, evrensel bir üretim sistemiyle üretebilmektir.
    Seri üretim montaj hattını tek çizgi olmaktan çıkarıp demiryolu ağına dönüştüren bu iki firma henüz somut çıktılar alacak örnek uygulama yapmadığı için üzerinde daha fazla durmayacağım.


Özetleyecek olursak, modern üretim sistemlerinin geleneksel üretim sistemleriyle ilişkisi veya nerelerde konumlanabildikleri aşağıdaki gibidir.


Proje tipi üretim
└─> (MTO, BTO)
Atölye üretimi
└─> Hücresel / FMS / MTO
Parti üretimi
└─> Hücresel / Yalın / FMS
Seri üretim
└─> Yalın / JIT / CIM / FMS / Endüstri 4.0 / Tesla Unboxing / Ford Universal EV PS
Sürekli üretim
└─> JIT / CIM / Endüstri 4.0

Üretimin Geleceği: İnsansı Robotların İnsanın Yerine Geçtiği Üretim

Bu konu, klasik “otomasyon” veya “akıllı üretim” tanımlarını aşan bir kavram. İnsansı robotlar gelince endüstride kullanılan tek eksenli ve çok eksenli robotlar, lojistik robotları yine kullanılmaya devam edecek.

Değişen şey, tek eksenli ve çok eksenli robotların yapamadığı veya otomasyon yapmanın yeterince verimsiz olduğu, insanın yapmasının daha uygun olduğu işler için insansı robotların insanın yerine geçecek olması.

Tek eksenli ve çok eksenli robotların yapabildiği ve yapamadığı için insanın yaptığı şeyler nelerdir bunu ele alalım. Endüstrideki tek eksenli ve çok eksenli robotların yaptığı taşıma, getir-götür, kalite kontrol, test, istifleme, montajlama, döndürme, biriktirme, kutulama gibi insan bedenini çok fazla zorlayan angarya işleri yine tek eksenli ve çok eksenli robotlar yapmaya devam edecek. İnsanın iki kolu ve muhteşem 5’er parmağıyla kolayca yaptığı bir top ipin düğümünün çözülmesi benzeri işler mevcut endüstriyel robotlar ve griper teknolojisi için imkansız şeylerdir. İnsan bilişsel kabiliyetleriyle inisiyatif alabilir, güncel durumlara hızlıca uyum sağlayabilir, konuşarak iletişim kurabilir, öğrenebilir, gördüğü uygunsuzlukları bildirebilir. Öncelikli olarak insansı robotların bunları yapabilecek seviyeye gelmesi ve maliyetlerinin düşmesi gerekmektedir. Buradaki en önemli husus olarak konuşma becerisinin büyük dil modelleri (Grok, ChatGPT, DeepSeek, T3AI) sayesinde sorun olarak çıkması düşük adetlerde deneysel olarak insansı robotların fabrikalarda çalışmaya başlamasına neden olmuştur.

“İnsansı robotların insanın yerini aldığı üretim” doğrudan tek bir sabit isimle anılmıyor; ama birkaç kavram bu olguyu tanımlar veya kapsar.

  1. Otonom Üretim (Autonomous Manufacturing)
    En yakın ve en çok kabul gören terimdir.
    Tanım: İnsan müdahalesi olmadan, sensörler, yapay zekâ, insansı robotlar ve otonom sistemler tarafından yönetilen üretim.
    Bu sistemlerde makineler yalnızca belirli işleri değil, karar verme, planlama ve hata düzeltme görevlerini de üstlenir.
    Kaynaklarda geçen alt terimler: Self-organizing manufacturing systems, autonomous production line, cognitive manufacturing.

  2. Lights-Out Manufacturing (Karanlık Fabrika)
    Bu, insansı robotların yer aldığı tam otomatik üretimi somut olarak tanımlayan en net terimdir.
    Tanım: Fabrikanın içinde hiç insan bulunmadan, tamamen robotlar ve otomasyon sistemleriyle çalışan üretim modeli.
    “Lights-out” (ışıklar kapalı) denmesinin nedeni, insan gerekmediği için ışık açmaya bile ihtiyaç olmamasıdır.
    Bu kavram, fully automated manufacturing veya unmanned factory olarak da geçer.
    Günümüzde tam otomatik üretim yapılan fabrikalar mevcuttur. İnsansı robotlar olmasa da tüm üretim tek eksenli ve çok eksenli robotların yapabileceği şekilde tasarlanmıştır.
    Örnekler: FANUC’un Japonya’daki fabrikası (24/7 üretim, 30 gün insan müdahalesiz çalışıyor), Tesla’nın “otonom hücreleri”, Çin’deki Foxconn’un insansız hat denemeleri.

  3. Cognitive Manufacturing (Bilişsel Üretim)
    IBM ve benzeri araştırma merkezlerinde geliştirilen bir kavram.
    Üretim sistemi öğrenme, tahmin etme ve karar verme yeteneğine sahiptir.
    İnsansı robotlar yalnızca mekanik değil, algısal ve bilişsel görevleri de yerine getirir (örneğin kaliteyi gözle değerlendirip karar vermek).
    Yapay zekâ, makine öğrenmesi ve sensör füzyonu merkezlidir.

  4. Humanless Factory / Fully Automated Factory
    Literatürde daha doğrudan terim olarak kullanılır.
    “İnsansız fabrika” veya “tam otomatik fabrika” anlamına gelir.
    Burada genellikle insansı robotlar değil, endüstriyel robotlar ve otomasyon sistemleri geçer ama insansı robot entegrasyonu bu kavramın doğal evrimidir.

  5. Post-Human Manufacturing (İnsansonrası Üretim) (henüz teorik kavram)
    Daha çok felsefi ve geleceğe yönelik literatürde geçer.
    İnsanın üretim sürecindeki yerini tamamen yapay varlıklara bırakmasını ifade eder.
    Yapay zekâ, robotlar, dijital ikizler ve otonom sistemlerin insanın rolünü hem fiziksel hem bilişsel olarak devraldığı durumlardır.
    Kaynaklarda “Transhumanist production”, “AI-driven economy” veya “machine-dominant production” olarak da anılır.
    Henüz uygulama aşamasında değil ama Toplum 5.0 ve Endüstri 5.0 tartışmalarının merkezinde yer alır.
    Günümüzde karanlık fabrika denen kavram dünyanın her yerinde uygulama şansı bulmuş olmasına rağmen tek eksenli ve çok eksenli robotların bakım ve güncellemesinde insana daima ihtiyaç duyulmaktadır. Hâlâ birkaç insan bile olsa üretimde veya üretimin devam etmesinde insanın yer alması gelecekte de devam edecek gibi görünmektedir. Üretimin tümüyle robot kontrolüne geçmesi tasarım, analiz, üretim, satış sonrası süreçlerin de robot kontrolüne geçmesiyle mümkün olabilir.

Uyumayan, yorulmayan, hastalanmayan, izin kullanmayan, işe gidip-gelme sorunu olmayan kısaca 7-24 üretimin başında olan insansı robotlar, üretim için daima cazip olacaklar. Ancak şimdiye dönelim ve Türk sanayisinin birincil sorunu olan verimlilik sorununu en kısa yoldan yani seri üretime yönelerek çözmeye çalışalım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.